Bu çalışma, İslam düşünce tarihinin kurucu filozoflarından Ebu Nasr Fârâbî’nin felsefî sistemini, özellikle akıl–saadet–siyaset bütünlüğü ekseninde ele almakta ve onun düşüncesinin çağdaş entelektüel ve toplumsal sorunlar açısından taşıdığı imkânları tartışmaktadır. Fârâbî, Yunan felsefe mirasını İslamî dünya görüşüyle mezcederek mantık, metafizik, epistemoloji, ahlâk ve siyaset alanlarında özgün bir sentez ortaya koymuş; bu yönüyle “Muallim-i Sânî” unvanını hak etmiştir. Onun düşüncesinde faal akıl kavramı, varlık, bilgi ve insan anlayışını birleştiren merkezî bir rol oynamakta; felsefenin nihai gayesi ise bireysel ve toplumsal saadetin gerçekleştirilmesi olarak belirlenmektedir. Bu bütüncül yaklaşımın en somut tezahürü, Medînetü’l-Fâzıla (Erdemli Şehir) tasavvurudur. Fârâbî, erdemli şehir modeli ile “cahil” ve “sapkın” şehir tiplerini karşılaştırarak adalet–zorbalık, hakikat–güç ve bilgelik–cehalet eksenlerinde evrensel bir siyaset felsefesi geliştirmiştir. Bu çerçevede onun düşüncesi, modern dünyada yaygınlaşan tahakküm, sömürü ve güç merkezli siyasal yapılara karşı, akıl, fazilet ve adalet temelli alternatif bir medeniyet perspektifi sunmaktadır. Çalışma ayrıca, el-Mustafa Türkiye Temsilciliği tarafından düzenlenen Uluslararası Fârâbî Sempozyumu ile MİSBAH: Çağdaş Din Çalışmaları Dergisi – Fârâbî Özel Sayısı kapsamında yayımlanan makaleleri tanıtarak, Fârâbî düşüncesinin güncel felsefe, din bilimleri ve sosyal bilimler alanlarında nasıl yeniden yorumlandığını ortaya koymaktadır. Bu bağlamda Fârâbî, yalnızca tarihsel bir filozof değil; çağdaş anlam, siyaset ve ahlâk krizlerine yönelik düşünsel açılımlar sunan canlı bir entelektüel kaynak olarak değerlendirilmektedir. |