| Bu makale, Ortaçağ İslâm dünyasında “Muallim-i Sânî”, Latin Ortaçağında ise “Magister Secundus” olarak anılan Ebû Nasr el-Fârâbî’nin, hem İslâm felsefesi geleneği hem de Yahudi–Hıristiyan düşünce dünyası üzerindeki belirleyici etkisini incelemektedir. Fârâbî, Antik Yunan felsefesini özellikle Aristoteles üzerinden yeniden sistemleştirerek İslâm medeniyetinin “Altın Çağı”nın entelektüel zeminini kurmuş; mantık, metafizik, ahlâk, siyaset felsefesi, psikoloji, musiki ve medeniyet teorisi gibi pek çok alanda kaleme aldığı eserlerle sonraki yüzyılların düşünce haritasını derinden etkilemiştir. Makalede, Fârâbî’nin Orta Asya–Mezopotamya–Mısır ekseninde şekillenen çok katmanlı medeniyet tecrübesiyle kurduğu ilişki, onun “evrensel medeniyet” tasavvurunun arka planı olarak ele alınmakta; “sa‘âdet” (mutluluk) ve “el-Medînetü’l-fâdıla” kavramları çerçevesinde erdemli birey, erdemli toplum ve erdemli şehir tasarımı analiz edilmektedir. Ayrıca Fârâbî’nin düşüncelerinin Doğu İslâm dünyasında İbn Sînâ, Gazzâlî ve Fahreddin er-Râzî; Batı İslâm dünyasında İbn Bâcce, İbn Tufeyl ve İbn Rüşd; Yahudi düşüncesinde ise özellikle İbn Meymûn (Maimonides) üzerinden Ortaçağ Latin dünyasına uzanan etkileri tartışılmaktadır. Böylece Fârâbî’nin, Doğu ve Batı medeniyet havzalarını birbirine bağlayan kurucu bir filozof ve küresel medeniyet düşüncesinin öncülerinden biri olduğu ortaya konulmaktadır |