| Bu makale, Fârâbî’nin nazarî ve amelî hikmet tasnifini merkeze alarak, onun insan anlayışında bilgi ile amelin nasıl ayrılmaz biçimde iç içe geçtiğini incelemektedir. Çalışmanın hareket noktası iki sorudur: Birincisi, Fârâbî’nin bilgi ve amel ilişkisine dair çözümlemesinin çağdaş insanın yaşadığı parçalanma, anlam krizi ve ahlâkî yönelim yitimi gibi problemlerin çözümünde nasıl imkânlar sunduğudur. İkincisi ise, literatürde yaygın olan “İslâm filozoflarının, özellikle Meşşâî geleneğin, amelî boyutu tali görerek nazarî kemali yücelttiği” iddiasının Fârâbî özelinde ne ölçüde isabetli olduğudur. Makalede, Fârâbî’nin eserleri ışığında nazarî hikmetin nihai hedefinin maʿrifetullah, amelî hikmetin nihai hedefinin ise “Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanma” olduğu; bu iki hedefin birbirinden ayrılmasının hem teorik hem pratik düzlemde insan tasavvurunu sakatlayacağı savunulmaktadır. Ayrıca, filozofun gerçek anlamda “hakîm” olmasının, yalnızca nazarî marifetle değil, aynı zamanda bireysel, toplumsal ve siyasal sahada ıslah edici bir faaliyete girişmesiyle mümkün olduğu ortaya konulmaktadır. Son bölümde ise Fârâbî’nin bu bütüncül yaklaşımının, çağdaş dünyada düşünce-pratik kopukluğu, uzmanlık fetişizmi ve bireyci ahlâk anlayışına alternatif bir imkân sunduğu tartışılmaktadır. |